Skip to main content

Likya Yerleşimleri

Pinara

  • Sikke Sayısı: 11
  • Sikkesi Var mı: Evet
  • Bölge: Lycia
  • Yerleşim ID: LOC-0486
  • Geografik Koordinatlar: 36.493806,29.252035

Antik Likya Birliği'nin altı büyük kentinden biri olan Pinara, efsaneye göre Xanthos'un nüfusunun artmasıyla kurulan bir koloni şehriydi. Likya dilinde "yuvarlak" anlamına gelen adını, kente hakim olan karakteristik yuvarlak kaya oluşumundan almaktadır. Zengin kaya mezarları nekropolisi ve etkileyici mimari kalıntılarıyla bilinen Pinara, kendi gümüş ve bronz sikkelerini basan önemli bir merkezdi.

Tarihçe

Pinara'nın kuruluşu, antik kaynaklara göre komşu ve daha büyük bir kent olan Xanthos'un nüfusunun aşırı artması sonucu bir koloni olarak ortaya çıkmıştır. Bu durum, kentin MÖ 1. binyılın sonlarına doğru güçlü bir Likya kimliğiyle şekillendiğini düşündürmektedir. İsmi, Likya dilinde "yuvarlak" anlamına gelen ve kentin hemen üzerinde yükselen belirgin, yuvarlak kaya kütlesine atıfta bulunan "Pinara" kelimesinden türemiştir. Bu isim, kentin fiziksel coğrafyasıyla olan derin bağını vurgular. Pinara, MÖ 4. yüzyıldan itibaren Likya Birliği'nin önemli üyelerinden biri haline gelmiş ve birliğin altı oy hakkına sahip büyük kentleri arasında yer almıştır. Hellenistik dönemde çeşitli krallıkların (Ptolemaioslar, Rodos) egemenliği altına girse de, Likya Birliği içindeki özerkliğini ve önemini korumuştur. Roma İmparatorluğu döneminde de varlığını sürdürmüş, ancak zamanla bölgedeki diğer kentler gibi önemini yitirmiştir. Kentin MS 8. yüzyıldan sonra terk edildiği düşünülmektedir.

Coğrafi Konum

Pinara, antik Likya bölgesinin batısında, bugünkü Muğla ilinin Fethiye ilçesi sınırları içerisinde, Minare köyü yakınlarında konumlanmıştır. Stratejik olarak, Xanthos Vadisi'ne hakim, yüksek ve korunaklı bir alanda kurulmuştur. Kentin en dikkat çekici coğrafi özelliği, adını da aldığı, eteklerine yayıldığı devasa, yuvarlak kaya oluşumudur. Bu konum, hem savunma açısından avantaj sağlamış hem de çevresindeki verimli tarım arazilerini kontrol etme imkanı sunmuştur. Pinara, Likya Birliği'nin diğer önemli kentleri olan Xanthos, Tlos ve Letoon'a nispeten yakın bir mesafede yer alarak, bölgenin kültürel ve ekonomik ağında merkezi bir rol oynamıştır. Denizden iç kısımda yer almasına rağmen, karayolu bağlantıları aracılığıyla kıyı ticaretine de erişim sağladığı düşünülmektedir.

Antik Dönemde Önemi

Pinara, antik dönemde Likya Birliği'nin en önemli kentlerinden biriydi ve birliğin en yüksek oy hakkına sahip altı kentinden biri olması, politik gücünün ve etkisinin bir göstergesidir. Bu politik ağırlık, kentin bölgesel kararlarda ve dış ilişkilerde söz sahibi olmasını sağlamıştır. Ekonomik olarak, çevresindeki verimli topraklardan elde edilen tarım ürünleri ve belki de kereste ticareti sayesinde refah seviyesini yükseltmiştir. Kendi sikkelerini basma yetkisi, kentin ekonomik özerkliğini ve ticari canlılığını yansıtmaktadır. Dini açıdan ise, kentte Apollo ve Athena gibi tanrılara tapınıldığı, basılan sikkelerden ve bulunan yazıtlardan anlaşılmaktadır. Özellikle Apollo'nun kentin koruyucu tanrılarından biri olduğu düşünülmektedir. Pinara'nın devasa kaya mezarları nekropolisi, antik Likya'daki ölüm kültürü ve sanatsal ifadesinin en çarpıcı örneklerinden birini oluşturarak, kentin kültürel ve dini yaşamındaki zenginliği gözler önüne sermektedir.

Sikke Basımı

Pinara, antik dönemde kendi gümüş ve bronz sikkelerini basma yetkisine sahip, otonom ve önemli bir kentti. Kentin basım faaliyetleri, genellikle MÖ 4. yüzyıldan başlayarak Hellenistik ve Roma dönemleri boyunca devam etmiştir. Sikke basımı, bir kentin ekonomik gücünün, politik özerkliğinin ve kültürel kimliğinin önemli bir göstergesiydi. Pinara sikkelerinde en sık görülen tasvirler arasında Apollo ve Athena figürleri bulunmaktadır. Apollo, kentin önemli bir tanrısı olarak genellikle ön yüzde genç bir erkek başı şeklinde veya lir tutarken tasvir edilmiştir. Athena ise bilgelik, savaş ve sanat tanrıçası olarak miğferli bir baş veya ayakta duran bir figür olarak yer almıştır. Bu tanrıların seçimi, kentin dini inançlarını ve belki de belirli kültleri yansıtmaktadır. Gümüş sikkeler genellikle drahmi ve obol gibi standart değerlerde basılırken, bronz sikkeler daha çok yerel ticarette kullanılan çeşitli küçük değerleri temsil etmiştir. Sikkelerin arka yüzlerinde genellikle kentin adı veya kısaltması ile birlikte Likya sembolleri veya hayvan figürleri de bulunabilirdi.

Pinara, NumisTR veritabanında 11 sikke varyantı ile kayıtlı bir antik darphanedir. Kayıtlı sikkeler gümüş ve bronz metallerinden basılmıştır. Sikkelerde adı geçen otoriteler arasında Lycian League ve Kherei bulunur. Kentin sikkelerini Likya sikkeleri listesinde inceleyebilirsiniz.

Arkeolojik Kalıntılar

Günümüzde Pinara antik kenti, büyük ölçüde kazılmamış olsa da, ayakta kalan etkileyici kalıntılarıyla ziyaretçilerine antik Likya'nın görkemini sunmaktadır. En dikkat çekici yapılar arasında, muhteşem vadi manzarasına sahip iyi korunmuş tiyatrosu yer alır. Tiyatro, kentin sosyal ve kültürel yaşamının merkeziydi. Ayrıca, müziğin ve şiirin icra edildiği küçük bir konser salonu olan odeonun kalıntıları da görülebilmektedir. Kentin merkezinde yer alan agora (pazar yeri), günlük ticari ve sosyal faaliyetlerin yürütüldüğü alandı. Pinara'nın en ünlü özelliklerinden biri ise, kenti çevreleyen kayalıklara oyulmuş 900'den fazla kaya mezarından oluşan devasa nekropolisidir. Bu mezarlar arasında, özellikle dikkat çeken ve üzerinde detaylı kabartmalar bulunan "kral mezarları" bulunmaktadır. Ayrıca, hamam, gimnazyum ve tapınak temelleri gibi diğer yapıların kalıntıları da mevcuttur.

Günümüzde

Pinara antik kenti, günümüzde Muğla ilinin Fethiye ilçesine bağlı Minare köyü yakınlarında bulunmaktadır. Antik kente ulaşım, Fethiye ve Kaş gibi turistik merkezlerden karayoluyla sağlanabilmektedir. Özellikle son birkaç kilometrelik kısım için stabilize yollar veya patikalar kullanılabilmektedir. Site, büyük ölçüde doğal güzellikleriyle iç içe geçmiş, ormanlık bir alanda yer almaktadır ve ziyaretçilere genellikle sakin ve huzurlu bir keşif deneyimi sunmaktadır. Pinara, Türkiye'deki diğer popüler antik kentler kadar kalabalık olmasa da, Likya Yolu üzerinde yer alması ve etkileyici manzaraları sayesinde arkeoloji ve doğa tutkunları için önemli bir durak haline gelmiştir. Bölge, henüz kapsamlı arkeolojik kazılara sahne olmamış olması nedeniyle, keşfedilmeyi bekleyen birçok sırrı barındırmaktadır.