Skip to main content

İyonya Yerleşimleri

Naulochon/Smyrna/Palaia Smyrna

  • Sikkesi Var mı: Evet
  • Bölge: Ionia
  • Yerleşim ID: LOC-0761
  • Geografik Koordinatlar: 38.464041,27.170442

Antik Anadolu'nun batı kıyısında, günümüz İzmir Körfezi'nin kuzeyinde yer alan Naulochon/Palaia Smyrna, MÖ 3. binyıla uzanan köklü bir geçmişe sahiptir. Başlangıçta bir Aeol yerleşimi olan kent, sonrasında İyon kimliğini benimsemiş ve önemli bir liman ve ticaret merkezi haline gelmiştir. Lidya Kralı Alyattes tarafından MÖ 6. yüzyılda yıkılmasının ardından, Büyük İskender'in mirasıyla yeniden canlanarak Hellenistik ve Roma dönemlerinde bölgenin en parlak metropollerinden biri olan Smyrna olarak yeniden kurulmuştur.

Tarihçe

Naulochon/Palaia Smyrna'nın tarihi, günümüz Bayraklı Höyüğü'nde yürütülen arkeolojik kazılarla MÖ 3. binyıla kadar takip edilebilmektedir. Kentin bilinen en erken adı olan Naulochon, muhtemelen "gemilerin demirlediği yer" anlamına gelmekte ve ilk yerleşim yerinin bir liman özelliği taşıdığını düşündürmektedir. MÖ 1000 civarında Aeol göçmenler tarafından kolonize edilen bu bölge, zamanla İyon yerleşimcilerin etkisi altına girmiş ve İyon karakterli bir şehir devletine dönüşmüştür. MÖ 7. yüzyılda İyon Birliği'ne katıldığı düşünülen Palaia Smyrna, bu dönemde güçlü surlarla çevrili, düzenli bir kent yapısına sahipti. Ancak MÖ 600 civarında Lidya Kralı Alyattes tarafından kuşatılıp yıkılmış ve yaklaşık 300 yıl boyunca küçük bir köy yerleşimi olarak varlığını sürdürmüştür.

Kent, MÖ 4. yüzyılın sonlarında, Büyük İskender'in vizyonu veya halefleri Antigonos Monophthalmos ve Lysimakhos'un çabalarıyla, Pagos Dağı (Kadifekale) eteklerinde, Palaia Smyrna'nın birkaç kilometre güneyinde "Yeni Smyrna" olarak yeniden kurulmuştur. Bu yeniden kuruluş, kentin Hellenistik ve Roma dönemlerinde Ege'nin en önemli metropollerinden biri olmasının önünü açmıştır. Kent, Roma İmparatorluğu döneminde "Asya'nın İncisi" ve "Metropolis" unvanlarını almış, imparatorluk kültünün merkezlerinden biri haline gelmiştir. Hristiyanlığın erken dönemlerinde de önemli bir merkez olmuş, Yedi Kiliseler'den biri olarak anılmıştır.

Coğrafi Konum

Naulochon/Palaia Smyrna, Anadolu'nun batı kıyısında, Hermos (Gediz) Nehri'nin verimli deltası ile İzmir Körfezi'nin kesişim noktasında, küçük bir yarımada üzerinde kurulmuştur. Bu konum, kente hem deniz ticaretinde stratejik bir avantaj sağlamış hem de iç bölgelerle bağlantı kurmasını kolaylaştırmıştır. Hermos Vadisi üzerinden İç Anadolu'ya ulaşım, kentin ticaret yollarının kavşağında yer almasını sağlamıştır. Kentin komşuları arasında kuzeyde Foça (Phokaia), güneyde Efes (Ephesos), doğuda Sardes (Sardis) gibi önemli antik merkezler bulunmaktaydı.

Yeniden kurulan "Yeni Smyrna" ise, Palaia Smyrna'nın güneyinde, daha korunaklı ve geniş bir alana yayılarak Pagos Dağı'nın eteklerinde ve körfezin iç kısmında yer almıştır. Bu yeni konum, daha büyük bir liman kapasitesi ve genişleme imkanı sunarak, kentin Hellenistik ve Roma dönemlerinde devasa bir metropole dönüşmesine olanak tanımıştır. Körfezin doğal yapısı, gemilerin fırtınalardan korunmasını sağlamış ve kenti Doğu Akdeniz ticaretinin kilit noktalarından biri haline getirmiştir.

Antik Dönemde Önemi

Naulochon/Palaia Smyrna, antik dönemde hem stratejik coğrafi konumu hem de kültürel zenginliğiyle büyük önem taşımıştır. İyon Birliği'nin önemli üyelerinden biri olarak, özellikle MÖ 7. ve 6. yüzyıllarda Doğu Akdeniz ticaretinde aktif rol oynamıştır. Kentin limanı, tarım ürünleri, zanaat eserleri ve diğer ticari malların Anadolu içlerinden deniz yoluyla dünyaya açılmasında bir kapı görevi görmüştür.

Yeniden kurulduktan sonraki Smyrna, Hellenistik ve Roma dönemlerinde gerçek ihtişamına ulaşmıştır. Roma İmparatorluğu döneminde "Asya'nın İncisi" (Ornamentum Asiae) ve "Asya'nın İlk Metropolü" gibi unvanlarla anılması, kentin politik ve ekonomik gücünü açıkça göstermektedir. Smyrna, Roma'ya olan sadakati nedeniyle imparatorluk kültünün merkezlerinden biri haline gelmiş, birden fazla imparatorluk tapınağına ev sahipliği yapmıştır. Aynı zamanda bir kültür ve sanat merkezi olarak da öne çıkmış, Homeros'un doğum yeri olduğu iddialarıyla büyük bir entelektüel mirasa sahip olmuştur. Ticari açıdan, Akdeniz ve Anadolu arasındaki ana arterlerden biri olarak işlev görmüş, zenginlik ve refahın merkezi olmuştur. Hristiyanlığın erken dönemlerinde de önemli bir merkez olarak, Aziz Polikarp gibi önemli figürlere ev sahipliği yapmış ve İncil'de bahsedilen Yedi Kilise'den biri olarak dini önemini korumuştur.

Sikke Basımı

Naulochon/Palaia Smyrna, özellikle Hellenistik ve Roma dönemlerinde aktif bir sikke basım merkezi olmuştur. Kente ait en erken sikkeler, MÖ 6. yüzyılın sonlarına veya 5. yüzyılın başlarına tarihlendirilen, Lidya tipi elektron sikkelerle ilişkilendirilmektedir, ancak bu erken basımlar oldukça nadirdir ve kesin atıfları tartışmalıdır. Kentin sikke basımı, yeniden kuruluşundan sonra, Hellenistik dönemde büyük bir ivme kazanmıştır.

Bu dönemde Smyrna, gümüş (tetradrahmi, drahmi) ve bronz sikkeler basmıştır. Sikkelerin ön yüzlerinde genellikle kentin koruyucu tanrıçası Tyche'nin (Şans Tanrıçası) başı veya Amazon Smyrna'nın tasviri yer almıştır. Amazon Smyrna, kentin efsanevi kurucusu olarak kabul edilirdi. Arka yüzlerde ise genellikle aslan, palmiye ağacı, Homeros'un büstü gibi motifler bulunurdu. Homeros'un tasviri, kentin Homeros'un doğum yeri olduğu iddiasını vurgulamaktaydı. Sikkeler üzerinde "ΣΜΥΡΝΑΙΩΝ" (Smyrnalıların) etniği ve bazen basımı denetleyen magistratların isimleri yer alırdı.

Roma İmparatorluğu döneminde, Smyrna sikkeleri daha da çeşitlenmiş ve artmıştır. Bu dönemde imparator ve imparatoriçe portreleri ön yüzlerde yaygınlaşırken, arka yüzlerde kentin önemli yapıları (tapınaklar, tiyatro, liman), mitolojik sahneler veya imparatorluk kültüyle ilgili semboller tasvir edilmiştir. Bronz sikkeler, günlük ticarette yaygın olarak kullanılmış ve kentin zenginliğini ve refahını yansıtmıştır. Sikke basımı, kentin ekonomik bağımsızlığının ve politik statüsünün önemli bir göstergesi olmuştur.

Arkeolojik Kalıntılar

Günümüzde Naulochon/Palaia Smyrna'nın en belirgin arkeolojik kalıntıları, İzmir'in Bayraklı ilçesinde bulunan Bayraklı Höyüğü'nde görülebilmektedir. Burada yapılan kazılar, MÖ 3. binyıldan itibaren sürekli yerleşimin izlerini ortaya çıkarmıştır. Aeol ve İyon dönemlerine ait sur duvarları, ev temelleri, kutsal alanlar ve bir Athena Tapınağı'nın kalıntıları, Palaia Smyrna'nın kent planlaması ve mimari gelişimi hakkında önemli bilgiler sunmaktadır. Özellikle MÖ 7. yüzyıla tarihlenen Athena Tapınağı'nın temelleri ve kentin geometrik planı dikkat çekicidir.

"Yeni Smyrna"ya ait kalıntılar ise günümüz İzmir kent merkezinde dağınık bir şekilde bulunmaktadır. Roma Agorası, Kadifekale'deki tiyatro ve stadyum kalıntıları, su kemerleri ve çeşitli kamu binalarına ait izler, bu büyük metropolün görkemli geçmişini yansıtmaktadır. Ancak modern yapılaşma nedeniyle, Palaia Smyrna'daki gibi bütüncül bir kent dokusu gözlemlenememektedir.

Günümüzde

Naulochon/Smyrna/Palaia Smyrna'nın antik yerleşim yeri, günümüzde Türkiye'nin İzmir ilinin Bayraklı ilçesi sınırları içinde yer alan Bayraklı Höyüğü olarak bilinmektedir. Höyük, İzmir şehir merkezine oldukça yakın bir konumdadır ve toplu taşıma araçları veya özel araçlarla kolayca ulaşılabilir. Ziyaretçiler, höyükte yürüyerek antik kentin kalıntılarını ve kazı alanlarını görebilirler. "Yeni Smyrna"nın merkezi ise modern İzmir'in kalbinde, özellikle Agora ve Kadifekale çevresinde bulunmaktadır. İzmir Arkeoloji Müzesi, bölgeden çıkarılan pek çok esere ev sahipliği yaparak kentin zengin tarihini ziyaretçilere sunmaktadır.