Skip to main content

Adana/Antiochia ad Sarum

  • Sikke Sayısı: 16
  • Sikkesi Var mı: Evet
  • Bölge: Cilicia
  • Yerleşim ID: LOC-0884
  • Geografik Koordinatlar: 36.994954,35.332501

Antik Kilikya bölgesinin kalbinde, verimli Saros Nehri (günümüz Seyhan Nehri) kıyısında konumlanan Adana/Antiochia ad Sarum, stratejik önemi ve bereketli topraklarıyla tarih boyunca dikkat çekmiştir. Özellikle Roma İmparatorluk Dönemi'nde gelişen kent, önemli ticaret yollarının kesişim noktasında bulunması sayesinde ekonomik ve kültürel bir merkez haline gelmiş, kendi sikkelerini basarak bağımsızlığını ve zenginliğini sergilemiştir.

Tarihçe

Adana/Antiochia ad Sarum'un tarihi, Kilikya bölgesinin genel tarihiyle iç içe geçmiştir. Bölge, Hititler, Asurlar ve Persler gibi büyük Anadolu ve Mezopotamya imparatorluklarının egemenliği altına girmiştir. Büyük İskender'in fetihlerinin ardından Hellenistik döneme girilmesiyle birlikte, kent Seleukos İmparatorluğu'nun kontrolüne geçmiş ve muhtemelen bu dönemde "Antiochia ad Sarum" adını almıştır. Bu adlandırma, Seleukos krallarının kurduğu veya yeniden isimlendirdiği birçok "Antiochia" kentinden biri olduğunu göstermektedir. Kentin altın çağı, Roma İmparatorluğu döneminde yaşanmıştır. Roma'nın Kilikya'yı eyalet haline getirmesiyle Adana, bölgenin önemli kentlerinden biri olarak öne çıkmıştır. Roma döneminde tarımsal zenginliği ve stratejik konumu sayesinde büyük bir gelişim gösteren kent, ticaret ve kültürel etkileşimlerin merkezi haline gelmiştir. Roma İmparatorluğu'nun ikiye ayrılmasının ardından Bizans İmparatorluğu'nun bir parçası olan Adana, MS 7. yüzyıldan itibaren Arap akınlarına maruz kalmış ve Bizans-Arap mücadeleleri sırasında sıkça el değiştirmiştir. Orta Çağ'da ise Haçlı Seferleri ve Kilikya Ermeni Krallığı dönemlerinde de stratejik önemini korumuştur.

Coğrafi Konum

Adana/Antiochia ad Sarum, Akdeniz'e açılan verimli Kilikya Ovası'nın merkezinde, Saros Nehri'nin (günümüzdeki adıyla Seyhan Nehri) doğu kıyısında kurulmuştur. Kentin bu konumu, tarım için elverişli topraklar sunmasının yanı sıra, Toros Dağları'nın güney eteklerinde yer alan ve Anadolu'yu Suriye ile Mezopotamya'ya bağlayan önemli geçitlerden biri olan Kilikya Kapıları'na (Gülek Boğazı) yakınlığıyla da stratejik bir avantaja sahipti. Bu geçit, antik çağlardan itibaren askeri ve ticari yolların ana arterlerinden biri olmuştur. Ayrıca Akdeniz'e olan nispi yakınlığı, kentin kıyı bölgelerindeki liman kentleriyle de bağlantısını güçlendirmiştir. Batısında Tarsus, doğusunda ise Mopsuestia gibi önemli Kilikya kentleri yer almaktaydı, bu da Adana'nın bölgesel ticaret ağındaki merkezî rolünü pekiştirmiştir. Nehir ve ova, kente hem su kaynakları hem de zengin tarımsal ürünler sağlayarak ekonomik refahının temelini oluşturmuştur.

Antik Dönemde Önemi

Adana/Antiochia ad Sarum'un antik dönemdeki önemi, coğrafi konumundan ve bu konumun getirdiği ekonomik, politik ve askeri avantajlardan kaynaklanmaktadır. Kent, Kilikya Kapıları'nı kontrol eden ana güzergâhlardan birinin üzerinde yer alması nedeniyle askeri açıdan kritik bir noktadaydı. Bu durum, kenti hem savunma hem de saldırı operasyonları için önemli bir üs haline getirmiştir. Ekonomik olarak, Saros Nehri'nin suladığı verimli Kilikya Ovası, kentin tarımsal üretimde (tahıl, pamuk, meyve vb.) zenginleşmesini sağlamıştır. Bu tarımsal zenginlik, kentin ticaretini canlandırmış ve onu bölgedeki önemli bir pazar yeri haline getirmiştir. Roma İmparatorluğu döneminde bir "polis" veya "civitas" olarak idari bir öneme sahip olan Adana, bölgedeki Roma yönetiminin bir parçası olarak işlev görmüştür. Dini açıdan ise, yerel Anadolu tanrılarının yanı sıra, Roma panteonunun kültlerine de ev sahipliği yapmıştır. Hristiyanlığın erken dönemlerinde Kilikya'daki önemli piskoposluk merkezlerinden biri olması, kentin dini yaşamdaki yerini de göstermektedir.

Sikke Basımı

Adana/Antiochia ad Sarum, Roma İmparatorluk Dönemi'nde kendi sikkelerini basan önemli bir kenttir. Bu durum, kentin ekonomik bağımsızlığının, idari özerkliğinin ve bölgesel prestijinin önemli bir göstergesidir. Kentin bastığı sikkeler genellikle bronzdan yapılmış olup, ön yüzlerinde Roma imparatorlarının portrelerini taşırken, arka yüzlerinde kentin yerel kültlerine, mitolojik figürlere veya sembollerine yer verilmiştir. Örneğin, Saros Nehri'ni temsil eden nehir tanrısı figürleri, bereket sembolleri veya kentin önemli yapılarını tasvir eden motifler bu sikkelerde görülebilir. Sikke basımı, kentin ticari faaliyetlerinin yoğunluğunu ve bölgedeki ekonomik gücünü yansıtmaktadır. Ayrıca, sikkeler üzerindeki yazıtlar ve tasvirler, kentin yerel yöneticileri (magistratlar), dini inançları ve kültürel kimliği hakkında numismatik araştırmacılara değerli bilgiler sunmaktadır. Bu sikkeler, Adana'nın antik dönemdeki canlılığını ve Roma İmparatorluğu içindeki yerini anlamak için önemli birincil kaynaklardır.

Adana, NumisTR veritabanında 16 sikke varyantı ile kayıtlı bir antik darphanedir. Kayıtlı sikkeler bronz metalinden basılmıştır. Kentin sikkelerini Kilikya sikkeleri listesinde inceleyebilirsiniz.

Arkeolojik Kalıntılar

Günümüz Adana şehrinin, antik Adana/Antiochia ad Sarum'un üzerinde kurulmuş olması nedeniyle, kentin antik kalıntılarının çoğu modern yapılaşma altında kalmıştır. Ancak, kentin antik dönemdeki ihtişamına dair en belirgin ve günümüze ulaşan önemli yapı, Saros Nehri üzerindeki Roma Köprüsü, bilinen adıyla "Taşköprü"dür. Bu köprü, Roma mühendisliğinin etkileyici bir örneği olup, antik kentin ulaşım ve ticaret ağındaki merkezi rolünü göstermektedir. Ayrıca, kentin çok daha eski yerleşim katmanlarına işaret eden Tepebağ Höyüğü gibi alanlar, Adana'nın binlerce yıllık bir yerleşim yeri olduğunu kanıtlamaktadır. Modern şehirleşme sırasında veya arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan mozaikler, heykeller, seramik parçaları ve mimari elemanlar, kentin zengin kültürel mirasını gözler önüne sermektedir. Antik kent surlarının, tiyatro, agora veya tapınaklar gibi kamusal yapıların kalıntıları ise henüz tam olarak ortaya çıkarılamamış veya modern yapıların altında varlığını sürdürmektedir.

Günümüzde

Antik Adana/Antiochia ad Sarum, günümüzde Türkiye'nin önemli metropollerinden biri olan Adana şehrinin çekirdeğini oluşturmaktadır. Modern Adana, Seyhan Nehri'nin verimli kıyılarında büyüyerek antik mirasın üzerine kurulmuştur. Şehir, uluslararası Adana Şakirpaşa Havalimanı, gelişmiş karayolu ve demiryolu ağları sayesinde hem ulusal hem de uluslararası alandan kolayca ulaşılabilir bir konumdadır. Adana Arkeoloji Müzesi, bölgeden çıkan ve kentin antik geçmişine ışık tutan zengin bir eser koleksiyonuna ev sahipliği yapmaktadır. Ziyaretçiler, Taşköprü gibi antik yapıları görebilir ve müzedeki eserler aracılığıyla Adana'nın köklü tarihini deneyimleyebilirler.