Skip to main content

Smyrna/Eurydikeia

  • Sikke Sayısı: 268
  • Sikkesi Var mı: Evet
  • Bölge: Ionia
  • Yerleşim ID: LOC-0047
  • Geografik Koordinatlar: 38.417196,27.141387

Smyrna, Batı Anadolu'nun Ege kıyısında, stratejik bir körfezde konumlanmış, antik çağlardan günümüze kesintisiz yerleşim görmüş önemli bir liman ve ticaret kentidir. İyonya'nın en güçlü kent devletlerinden biri olarak tarih boyunca ekonomik, politik ve kültürel bir merkez olmuştur. Zengin sikke basım geleneği, kentin ticari gücünü ve bağımsızlığını yansıtan önemli bir göstergedir.

Tarihçe

Smyrna'nın tarihi, günümüz İzmir kentinin kökenlerini oluşturur ve MÖ 3. binyıla kadar uzanan Neolitik ve Erken Tunç Çağı yerleşimleriyle başlar. Kentin bilinen en eski yerleşimi, Bayraklı'da bulunan "Eski Smyrna" olarak adlandırılan höyük üzerindedir. MÖ 11. yüzyılda Aiolis ve İyon göçlerinin ardından, Smyrna bir İyon kenti kimliği kazanmış ve MÖ 7. yüzyılda bölgenin en önemli kent devletlerinden biri haline gelmiştir. Bu dönemde zengin bir kültüre ve güçlü surlara sahip olan kent, MÖ 600 civarında Lidya Kralı Alyattes tarafından yıkılarak yaklaşık 300 yıl boyunca kırsal bir yerleşim yeri olarak kalmıştır.

Kentin ikinci ve en parlak dönemi, Büyük İskender'in Anadolu seferi sonrası MÖ 4. yüzyılın sonlarında başlar. İskender'in emriyle veya onun haleflerinden Lysimakhos tarafından Pagos Dağı (Kadifekale) eteklerinde, bugünkü İzmir'in merkezine yakın bir yerde "Yeni Smyrna" kurulmuştur. Helenistik dönemde hızla büyüyen kent, Roma İmparatorluğu döneminde Asya Eyaleti'nin en zengin ve önemli metropollerinden biri olmuştur. Roma imparatorlarına olan sadakati ve imparatorluk kültüne verdiği önemle tanınan Smyrna, MÖ 178 ve MS 178 yıllarındaki büyük depremlerden sonra Roma imparatorlarının desteğiyle yeniden inşa edilmiştir. Bizans döneminde de önemini koruyan kent, Hristiyanlığın erken dönemlerinde Anadolu'nun Yedi Kilisesi'nden biri olarak dini bir merkez haline gelmiştir. Ardından Türk egemenliğine geçen kent, Osmanlı İmparatorluğu döneminde İzmir adıyla Doğu Akdeniz'in en büyük liman kentlerinden biri olarak gelişimini sürdürmüştür.

Coğrafi Konum

Smyrna, Batı Anadolu'nun Ege kıyısında, İzmir Körfezi'nin iç kısmında, Hermos (Gediz) ve Kaystros (Küçük Menderes) nehirlerinin verimli deltaları arasında stratejik bir konumda yer almaktadır. Bu konumu, kentin Anadolu'nun iç kesimleriyle deniz ticareti arasında vazgeçilmez bir köprü görevi görmesini sağlamıştır. Kent, doğal bir liman olan İzmir Körfezi sayesinde denizcilik ve ticarette büyük bir avantaj elde etmiştir. Ayrıca, Pagos Dağı (Kadifekale) üzerinde kurulan akropol, kente hem savunma hem de geniş bir hinterlandı kontrol etme imkanı sunmuştur. Komşu kentler arasında Efes, Bergama, Klazomenai, Erythrai, Teos ve Kolophon gibi önemli İyon kentleri bulunmakta olup, bu kentlerle güçlü ticari ve kültürel ilişkiler geliştirmiştir. Smyrna'nın bu elverişli coğrafyası, onun binlerce yıl boyunca kesintisiz bir yerleşim ve kültür merkezi olarak varlığını sürdürmesinde kilit rol oynamıştır.

Antik Dönemde Önemi

Smyrna, antik dönemde hem ekonomik hem de politik açıdan büyük bir öneme sahipti. Ege kıyısındaki doğal limanı sayesinde, Anadolu'nun iç kesimlerinden gelen tarım ürünleri, zeytinyağı, şarap ve yün gibi malların deniz yoluyla Akdeniz dünyasına ulaşmasında kilit bir merkez olmuştur. Kent, aynı zamanda Doğu ile Batı arasındaki ticaretin önemli kavşak noktalarından biri olarak zenginleşmiş, düzenli panayırlar ve pazarlarla canlı bir ekonomik hayata ev sahipliği yapmıştır. Politik olarak, İyonya Birliği'nin güçlü üyelerinden biri olarak kabul edilen Smyrna, Helenistik dönemde bağımsızlığını korumaya çalışmış, Roma İmparatorluğu döneminde ise Asya Eyaleti'nin en önemli metropollerinden biri haline gelmiştir. Roma'ya olan derin bağlılığı ve imparatorluk kültüne adanmışlığı, kentin politik statüsünü pekiştirmiş ve imparatorluktan önemli ayrıcalıklar elde etmesini sağlamıştır. Dini açıdan ise, Tanrıça Kybele, Zeus Akraios, Asklepios ve Artemis gibi geleneksel tanrılara tapınımın yanı sıra, Roma İmparatorluk kültünün güçlü merkezlerinden biriydi. Hristiyanlığın erken dönemlerinde ise Vahiy Kitabı'nda adı geçen Yedi Kilise'den biri olarak önemli bir dini merkez haline gelmiştir. Ayrıca, antik kaynaklarda Homeros'un Smyrna'da doğduğuna dair rivayetler, kentin kültürel prestijini artırmış, felsefe ve retorik okullarıyla da önemli bir eğitim merkezi olmuştur.

Sikke Basımı

Smyrna, antik çağlardan itibaren aktif bir sikke basım merkezi olarak öne çıkmıştır. Kentin sikke basım faaliyetleri, MÖ 6. yüzyılın sonlarına doğru, Lidya sikkelerinin etkisiyle başlamıştır. İlk sikkeler genellikle elektrondan (altın ve gümüş alaşımı) basılmış, daha sonra MÖ 4. yüzyıldan itibaren gümüş sikkeler (drahmi, hemidrahmi) ve bronz sikkeler yaygınlaşmıştır. Helenistik dönemde, özellikle Seleukoslar ve Bergama Krallığı'nın kontrolü altında olduğu dönemlerde bile, Smyrna kendi bağımsız sikke basımını sürdürmüştür.

Smyrna sikkelerinin ön yüzlerinde genellikle kentin koruyucu tanrıları veya sembolleri yer almıştır. Örneğin, kentin şans tanrıçası Tyche'nin büstü, Kybele, Zeus Akraios ve Homeros'un baş portreleri sıkça işlenmiştir. Homeros figürü, kentin ünlü ozanın doğum yeri olduğu iddiasını vurgulamıştır. Arka yüzlerde ise genellikle aslan, kartal, zeytin dalı gibi semboller veya kentin adı (ΣΜΥΡΝΑΙΩΝ) ve sikke darp eden magistratların isimleri bulunmuştur. Roma İmparatorluğu döneminde, Smyrna sikkeleri üzerinde imparator ve imparatoriçelerin portreleri ile birlikte, kentin önemli yapıları (tapınaklar, liman), yerel tanrılar ve mitolojik sahneler tasvir edilmeye devam etmiştir. Bu sikkeler, kentin ticari canlılığının, ekonomik gücünün ve politik bağımsızlığının önemli bir göstergesi olmanın yanı sıra, antik Smyrna'nın kültürel ve dini yaşamına dair değerli bilgiler sunar. Sikke basımı, kentin prestijini artırmış ve geniş bir coğrafyada ticari faaliyetlerini kolaylaştırmıştır.

Smyrna, NumisTR veritabanında 268 sikke varyantı ile kayıtlı bir antik darphanedir. Kayıtlı sikkeler bronz, gümüş, altın ve nan metallerinden basılmıştır. Sikkelerde adı geçen otoriteler arasında Antiochus I Soter, Seleucus Ii Callinicus, Antiochus Hierax ve Lysimachus bulunur. Kentin sikkelerini İyonya sikkeleri listesinde inceleyebilirsiniz.

Arkeolojik Kalıntılar

Günümüzde modern İzmir kentinin altında yatan antik Smyrna, zengin arkeolojik kalıntılara sahiptir. Kentin bilinen en eski yerleşim yeri olan "Eski Smyrna" (Bayraklı Tepekule Höyüğü), MÖ 3. binyıldan MÖ 6. yüzyıla kadar kesintisiz yerleşim görmüş olup, burada sur kalıntıları, ev temelleri ve Athena Tapınağı'nın temelleri görülebilir. Helenistik ve Roma dönemlerine ait "Yeni Smyrna"nın kalıntıları ise daha çok Kadifekale (Pagos Dağı) ve çevresinde yoğunlaşmıştır.

Kadifekale üzerinde, antik akropolün surları ve sarnıçları hala ayaktadır ve İzmir Körfezi'ne hakim muhteşem bir manzara sunar. Kentin en önemli ve iyi korunmuş kalıntılarından biri ise Roma Agorası'dır. Günümüz Konak ilçesinde yer alan İzmir Agorası Ören Yeri, iki katlı stoaları, bazilikası, heykelleri ve yazıtlarıyla Roma dönemi kent merkezinin ihtişamını gözler önüne sermektedir. Agoradaki kazılar, ticaretin, kamusal yaşamın ve dini törenlerin merkezi olan bu alanın zenginliğini ortaya çıkarmıştır. Ayrıca, Kadifekale eteklerinde yer alan antik tiyatro ve stadyumun kalıntıları da kısmen görülebilmektedir. Kentin su ihtiyacını karşılayan su kemerlerinin bazı bölümleri de günümüze ulaşmıştır. Bu kalıntılar, Smyrna'nın antik dönemdeki büyük ölçekli kentleşmesini ve mimari başarısını göstermektedir.

Günümüzde

Antik Smyrna, günümüzde Türkiye'nin üçüncü büyük kenti olan modern İzmir'in kalbinde yer almaktadır. Antik kentin kalıntıları, İzmir'in kültürel ve tarihi mirasının önemli bir parçası olarak ziyaretçilere açıktır. "Eski Smyrna" olarak bilinen Bayraklı Tepekule Höyüğü, İzmir'in Bayraklı ilçesinde yer almakta olup, ilk yerleşimin izlerini taşımaktadır. Helenistik ve Roma dönemi "Yeni Smyrna"sının en önemli kalıntısı olan Roma Agorası ise Konak ilçesinde, merkezi bir konumda bulunmaktadır ve "İzmir Agorası Ören Yeri" adıyla ziyarete açıktır. Kadifekale ise İzmir'in sembollerinden biri olup, antik surları ve eşsiz